İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR

           Çocukların havaya, suya, besine , iyi bakıma ihtiyacı olduğu kadar, düzenli ve sağlıklı arkadaşları ile oluşmuş toplum yaşantısına da ihtiyacı vardır.Okul öncesi eğitim kurumlarının da asıl görevlerinden biri çocuk için gerekli olan bu toplumsal yaşantıyı onlara sunmaktır.

          Anaokullarında çocuklar kişilik kazanmaya başlarlar, sosyalleşirler, milli, manevi, ahlaki, kültürel ve insani değerleri öğrenerek topluma yararlı birey oluşumuna küçük yaşta başlar ve böyle devam ederler. Birbirlerinden örnek alarak konuşmaya,  yazmaya, taklit duygusuyla resim kabiliyetini geliştirmeye, paylaşmaya, sevmeye saymaya başlarlar. Zamana göre oyun saatine, yemeğe, uykuya, etkinliğe ayak uydurmayı öğrenirler. Böylece isteklerini kontrol etmeye başlarlar. Çoğu velilerin en çok istediği şeydir bu , olmaz denilince olmayacağını, zamanı gelince isteklerinin cevap bulunacağı çocuğa oyunla, sevgiyle öğretilir. Hikaye okurken araba oynamak isteyemeyeceğini,  yemek zamanı tv izlenmeyeceğini, market ve ya alışverişte her istediğinin alınamayacağı her şeyin sırayla, zamanla olabileceği bilincini öğrenirler.

           Okul öncesi kurumlarında çocuklarımız evde sunulamayacak bir çok aktiviteden yararlanırlar. Zıplar, atlar, yüksek sesli müzik eşliğinde dans eder, köpükleri sıkıp partiler yapabilir, çılgınlar gibi gülebilirler. Her türlü oyuncaklardan serbest zamanda yararlanabilir, drama yapmayı öğrenir, şarkılarla hikayelerle kelime dağarcığı gelişir, kesme ,yuvarla , çizme etkinlikleri ile kas becerileri gelişir, kendine güveni artar  ve erken yaşta kendi bakımını yapma becerisine sahip olurlar. Belirli gün ve haftaları öğrenir, gezilerden yararlanır, akıllı oyunlarla yaratıcılık duyguları gelişir, besinlerin yararlarını öğrenerek yemeği öğrenirler. Branş derslerinin verilmesi halinde kabiliyet duyduğu meslekleri bile bu yaşta seçmeye başlayabilirler.   Hatta yapılan araştırmalar sonucu ilk öğretmenleri ile sevgi ve ilgi dolu bir ilişki kuran çocukların sonraki tüm öğretmenleri   ve yetişkinlerle de üretken ilişkilere girdiği tespit edilmiştir. 

           Çocuklara ne verirsek aslında onlar onu son derce kolay bir şekilde alırlar. Daha çok küçük okuldan ne anlar diyip evde de yeter ki dursun , sussun diye evde sadece oyun oynar, tv izler, bilgisayar önünden çıkmazsa ileri de neler kaybettiğinizi geç olsa da anlayacaksınız. Bu yüzden çocuklarımızı ileri de istediğimiz gibi  görebilmek için, istediğimiz şekilde yetiştirmeliyiz.  Çünkü; ÇOCUKLAR İSTEDİĞİMİZ GİBİ DEĞİL YETİŞTİRDİĞİMİZ GİBİ BÜYÜR…Çocuklarımıza  çocukluklarını yaşatmalıyız ki çevresine saygılı bireyler  yetiştirebilelim….

İnsanin anavatani cocuklugudur.

 

Cocuklar gulerek, oynayarak buyurse,  sonunda buyukler guler.

 

Buyukler mutlu olup gulumseyince tum ulke, tum insanlik guler.

 

BIRAKALIM ÇOCUKLARIMIZ DOYASIYA GÜLSÜN  J

 

 

HABERİN AYDINLIK YÜZÜ sitesinden 21.01.2018 tarihinde yazdırılmıştır.